Haberler

Natur-Med'de tansiyon ilaçlarını neden kesiyoruz?

22  Oca 2017

YÜKSEK VE DÜŞÜK TANSİYON

Immanuel Kant diyor ki, “doktorlar insanların şikayetlerinin isimlerini bir hastalık olarak adlandırdıklarında onlara iyilik yaptıklarını sanıyorlar”. İnsanların her şikayeti bir hastalık değildir. Her şikayeti isimlendirip bir hastalık uydurmak da marifet değildir.

Tansiyona gelince; tansiyon doktorların insana “sen hastasın” dedirten zorlama ifadelerinden birisidir. Aslında başlı başına ve bağımsız olarak “hipertansiyon” diye bir hastalık yoktur.  Yüksek tansiyonun %90’ı  ilacı gerektirmez, %10’unun da ilacı gerektirip gerektirmediği tartışmaya açıktır. Yüksek tansiyon saptanan insanlardan %50’sinin aslında yüksek tansiyonunun olmadığı bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. 

Tansiyon nedir?

Atardamarınızın içine kan pompalanması gerekiyor. Bunun için lazım olan basınca sistolik, yani büyük tansiyon denir. Kan kalbe geri gelirken lazım olan tansiyona da küçük tansiyon-diyastolik- diyoruz. Tansiyon olmazsa damarların içinde kan akışı mümkün olmaz. Tansiyona kalbin pompalama gücü, yani vücudun her bölgesine kan gidişini sağlamak ve kanın vücuda oksijen taşınması için ihtiyaç duyuyoruz. Kan vücuda oksijen taşımanın yanı sıra, böbrek, ter, nefes ve büyük abdest yoluyla atıkların vücuttan atılmasını sağlıyor.

Tansiyon ölçme tekniği de bir tartışma konusudur. Birincisi, bir defa yapılacak ölçümle tansiyonun yüksek veya düşük olduğu saptanamaz, birkaç ölçüm yapılmalıdır. İkincisi, ölçüm şekli de önemlidir. Tansiyonunuzu ölçen hemşire veya doktor stetoskop diyaframını manşetin içine koyuyorsa o ölçüm yanlıştır, diyafram manşetin altına gelmemeli, dışında kalmalıdır. Üçüncüsü, otomatik tansiyon ölçme cihazları daha sağlıklı ölçüm yapmaktadır.

Tansiyon ne zaman yükselir ?

Birincisi, tansiyon susuz kalınca yükselir. Diyelim ki vücudunuzda 1 litre su açığınız var. Bunun %66’sını sistem hücrelerden çeker, %26’sını hücre dışından, geri kalan %8’ini de damardan çeker. Yani vücuda lazım olan suyu vermediğinizde hücreler kurur. Hücrenin kuruması demek sizin yaşlanmanız, asidoza girmeniz, hastalanmanız, elektrolit dengenizin bozulması, vücudunuzdaki toksinlerin atılamaması demektir. Damarın içinden de su çekilince vücuda kan pompalanamaz. Damar, kanın volümü azaldığı için büzülür ve sertleşir. Buna tıp dilinde arteriyoskleroz-damar sertliği denir. Damarın sertleşmesiyle esnekliği azalır. Biz de damarın esnekliğine göre tansiyonu ölçtüğümüze göre, esneklik azalınca tansiyon da yükselir.

İkinci olarak, özellikle yanlış beslenme ve hareketsizlik sonucu oluşan asitten dolayı tansiyon yükselir. Başka bir sebep, bedensel ve zihinsel yükün artmasıdır. Stres artınca, vücutta bazı hormonlar salgılanır. Stres hormonun salgılanması damarları büzer ve tansiyon yükselir. Tansiyon ister stresten isterse bedensel yükten dolayı yükselsin, vücutta “vazopressin” denilen antidiüretik hormonun artması, idrar atılımını azaltır ki, bu da damarların büzülüp tansiyonun yükselmesine neden olur. 

Tansiyonun bir de gün içerisinde saatlere göre ritmik bir seyri vardır. Örneğin,  sabah 07:00-10:00 arasında ve akşam 16:00-19:00 arasında tansiyon yüksek olur. En düşük olduğu saat ise gece 03:00’tür.

Tansiyonu nasıl dengede tutarız?

Beyin fonksiyonlarıyla dengede tutarız. Psikolojik olarak kendi kendimizi dengede tutarak tansiyonu da dengede tutarız. Natur-Med’de uyguladığımız tansiyon düzenleme terapisiyle size kendi tansiyonunuzu dengede tutmayı öğretiyoruz. Böylece gereksiz yere tansiyon ilacı almaktan kurtuluyorsunuz. Tansiyon düşsün diye idrar söktürücü ilaçlar verilmesi aslında bir cinayettir. Çünkü ilk anda tansiyonun düşmesini sağlasa da, idrar söktürücü ilaçların bilimsel bir etkisi yoktur ve bu ilaçlar uzun vadede kendileri yüksek tansiyonun nedeni haline gelirler. Yüksek tansiyonu olanlara yaygın bir şekilde verilen ilaçlar sorunu ertelemekten öteye bilimsel bir etkiye sahip değildirler. Vücudun kendi dengeleriyle tansiyonu düşürmek mümkündür.

Şehirlerdeki gürültü kirliliği, soğuk, iç çatışmalar, korkular, kin, nefret, heyecan tansiyonu yükselten sebeplerdir. İç uyum, sevgi, dostluk, arkadaşlık, sıcak, uyku tansiyonu düşüren sebeplerdir. Tansiyonun düşüşü ya da yükselmesi damarlardaki büzüşme ve dolayısıyla oksijenin azalması nedeniyle baş ağrısına da sebep olabilir.

Natur-Med’e gelenlerin tansiyon ilaçlarını neden kesiyoruz ?

Çünkü Natur-Med’de tansiyonu düzenleyen pek çok imkan mevcut. Tansiyon düzenleme terapisi sessiz, rahat, sakin bir ortamda yapılıyor. Tansiyon 10 dakika içerisinde otomatik cihazla 10 defa ölçülüyor ve kişi çeşitli telkinlerle ve solunum egzersiziyle rahatlatılıyor. Evine döndüğünde, kişi tansiyon ilaçları yerine bu yöntemi devam ettirebiliyor. Bol oksijenli, sakin ve stresten uzak bir ortamdayız. Ayrıca Natur-Med’in termal suyundaki karbondioksit, çevresel toplar damarlarını genişleterek kalbe kan dönüşünü sağlıyor, kalbin yükünü azaltıyor ve böylece tansiyonunuz düşüyor. Kaplıcayı sadece sıcak sudan ibaret sanan hekimler tansiyon hastalarına kaplıcaya gitmemelerini önerir. Halbuki “hangi kaplıca?” sorusunun sorulması gerekir. Her kaplıca “sıcak su”dan ibaret olmadığı gibi, her kaplıca kür merkezi de değildir. Türkiye’de ruhsatı olan 60-70 adet , sıcak su olarak 500 tane kaplıca var, ancak kür merkezi olarak bir tek Natur-Med var. Güzellik amaçlı merkezleri, fizik tedavi ağırlıklı merkezleri ve kaplıca otellerini kür merkezlerinden ayırmak gerekir. Bu merkezlerde uygulamalar bir program dahilinde uygulanmaz.

Şahıs Natur-Med’e ilk geldiğinde büyük tansiyonu 146, küçük tansiyonu 85 imiş. Eğer tek ölçümle alınan bu değerleri esas alacak olsak,  kişiye tansiyon ilacı verilirdi. Ancak on dakika sonra yapılan ölçümde kişinin tansiyonunun 105/79‘e düştüğünü görüyoruz ki, aslında bu düşük bir tansiyondur. Dolayısıyla, binlerce insana uygulanan tansiyon düzenleme terapisi metoduyla kanıtladık ki, Natur-Med’e gelen insanların istisnasız tansiyonu düşüyor, kilosu düşüyor, ağrıları azalıyor, kan yağları düşüyor ve uykuları düzene giriyor. Bu sonuçlar Almanya’da bilimsel dergilerde yayınlandı.

Yüksek tansiyonlu 100.000 kişi üzerinde 9 ay süren bir araştırma olan Honolulu çalışması tansiyonda ilaç kullanımıyla ilgili çarpıcı sonuçlar veriyor. Bu çalışmada 45.000 kişi haftada 3 defa 45 dakika yürütülmüş, kendilerine ilaç verilmemiş. Sonuçta bu 45.000 kişinin tansiyonu ilaç kullanmadan düşmüş. İlaç kullanılmadığı için de ilaçların yan etkisine maruz kalmamışlar. Bu büyük çalışmayı gerçekleştirenlerin insan sağlığına katkıları çok büyüktür; kendilerine minnet duymalıyız.

Düşük tansiyonun da nedeni, yüksek tansiyondaki gibi su açığıdır. Su hacmi düşük olunca kalp bu açığı kapatmak için daha çok çarpmaya başlar. Buna taşikardi deriz. Kalp bütün organlara kan ve oksijen göndermek zorundadır. Dolayısıyla böbreğin dolaşımı azalır, idrara çıkaramazsınız, beynin dolaşımı azalır, unutkanlık, motivasyon eksikliği, el-ayak üşümesi, korku, baş dönmesi, bulantı, iştahsızlık, halsizlik, şişkinlik, uyku bozukluğu gibi sorunlar yaşanır.

Tansiyon en çok damar hastalıklarıyla bağlantılı olduğu için, kalbi de ilgilendirir. Kalp ve damar hastalıklarının risk faktörleri yüksek tansiyon, irsiyet, şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, hormonal bozukluklar olarak sayılabilir.

Psikosomatik nedenlere bağlı tansiyon değişikliklerine daha çok büyük tansiyon tepki gösterir. Kızarma, kafanın zonklaması, dolaşım bozuklukları, kollarda-ellerde morarma, üşüme, yüksek tansiyonlu kişide eklem ağrıları, kas ağrıları, eklem ağrıları görülebilir.

Yüksek Tansiyon ve Yaşam

Yüksek tansiyonun birinci ilacı oksijendir, oksijeni temin etmenin ilk yolu da bedeni hareket ettirmektir. Oturur vaziyette 4 lt oksijen alıyorsunuz, yürürken bu oran 7 lt ye ormanda yürürseniz 11 lt’ye çıkıyor. Bedeninizi hareket ettirerek damar genişler, damar sertliğinin önüne geçilir. İkincisi suyla devamlı haşır neşir olan bir kişinin tansiyon problemi olmaz. Natur-Med’de sıcak ve soğuk havuzun yanyana olması tansiyon hastaları açısından çok büyük bir olanaktır. Sıcak ve soğuk havuza dönüşümlü girmek damarların sıcak ve soğuk suda büzülüp açılmasını sağlıyor ki, bu bulunmaz bir damar egzersizidir. Üçüncüsü, insanın ruhunu okşayan doğal ortamlarda bulunmaktır. Hipokrat’ın dediği gibi, genç, güçlü ve sağlıklı kalmak istiyorsan eğer, engin ol, bedenini çalıştır, soluduğun hava temiz olsun, acılarından bir an evvel kurtulmak istiyorsan eğer, hemen ilaca koşma, doğaya koş ve nefsine hakimiyetle kurtulmaya bak. Bu kuralların hepsi tansiyon rahatsızlığı için geçerlidir. 

Dr.Yaşar Yılmaz

 

  

 

« Tüm Haberler