Haberler

Kalori hesabıyla kilo veremezsiniz

08  Tem 2015

KALORİ HESABIYLA KİLO VEREMEZSİNİZ 

Çünkü bedenimiz düz bir matematik hesabıyla işlemiyor, yediklerimizin sadece niceliğine değil, niteliğine de tepki veriyor. 

Kalori hesabında bakış açısı şudur: Karbonhidratlar, yağlar ve proteinler bedenin temel enerji kaynaklarıdırlar ve farklı miktarlarda kalori içerirler. Protein ve karbonhidratlar ortalama olarak gram başına 4, yağlar da 9 kalori içerirler. Beslenmeyi sadece fazla kiloların verilmesi odaklı kalori hesabıyla ele alan diyetisyenlere göre yiyip içilenler ya fiziksel enerjiye dönüşürler ya da bedende yağ olarak depolanırlar; yediklerimizin bedeni hasta eden veya iyileştiren etkileri üzerinde durmazlar. Bu yaklaşımda fazla kilolu olmanın nedeni bellidir: Yaktığından daha fazla kalori alırsan kilo alırsın; kilo vermek için ya alınan kalori miktarı azaltılıp mevcut yağ stokları eritilmeli, ya da fiziksel aktivite arttırılmalıdır; bu kadar basit (!) Oysa yağlar, karbonhidratlar ve proteinler aynı kaloride olsalar bile bedende farklı işlemlere tabi tutulurlar ve farklı etkileri vardır; gözardı edilen nokta budur. 

Beslenme, harcananın ve yenenin toplama-çıkarmayla hesaplanıp kesin neticeler alınabildiği bir alan değil. Bedenlerimiz sadece yenilen-içilenin veya fiziksel eforla harcanan kalorinin değil, pek çok iç ve dış unsurun da etkilediği karmaşık bir sistem. Genetik ve hormonların da kilo üzerinde büyük bir etkisi var. 

Kalori hesabı neden işe yaramaz?

1.    Diyetisyenin size verdiği listede veya kitaplarda okuduğunuz kalori hesapları aldatıcıdır. Çünkü bunlar yiyeceklerin bedende aynı şekilde okside olduğu –yakıldığı-varsayımına dayanır. Ancak bedenimiz bazı yiyecekleri diğerlerinden daha iyi yaktığı gibi, her insanın yiyecekleri yakma yeteneği farklıdır. Her yiyeceğin bedende sindirim ve emilim hızı farklıdır, dolayısıyla her yiyeceğin açlığı bastırma özelliği farklıdır. Yağlar 5-8 saat arasında sindirilirken, proteinler 3-5 saat arasında, kompleks karbonhidratlar 2-3 saat arasında sindirilirler. Örneğin yağlar karbonhidratlara oranla 2 kat daha fazla kaloriye sahip olmalarına rağmen 3 kat daha fazla doygunluk yaratırlar ve bu süre zarfında daha az yemenizi sağlarlar.  
2.    Kalorileri %100 doğru hesaplamak ancak laboratuvar ortamında mümkündür. Diyetisyenlerin de kalori hesapları konusunda yanıldıkları tespit edilmiştir. 
3.    Metabolizma hızı insandan insana değişir. Genler, hormonlar, yaşam tarzı, bedensel aktivite ve genel sağlık durumu metabolizma hızı üzerinde etkilidir. İklim, sıcaklık, stres gibi faktörler de metabolizma hızını etkiler. 
4.    Alınan kalori sadece enerjiye dönüşmez: Örneğin esansiyel yağ asitleri bedende enerjiden çok yapısal, hormonal ve elektrik fonksiyonlar için kullanılır. 
5.    Dünyaca ünlü diyet klinikleri/uzmanları sadece düşük kalori odaklı beslenme önerileriyle insanlara kahve, diyet ürünler, patlamış mısır, spagetti, pastörize, rafine edilmiş yiyecekler önermektedirler ki, bu önerilerin sağlıklı beslenmeyle bir ilgileri yoktur. 

“LIGHT” ÜRÜNLERLE KİLO VEREMEZSİNİZ

Kalorisi eşit olan iki yiyeceğin besin değerleri aynı olmadığından, mesele sağlıklı beslenmek olduğunda dikkate alınması gereken yiyeceklerin içerdiği kaloriden önce besin değerleridir.

Değişik yiyeceklerin bedene alındıktan sonra kan şekeri üzerinde, hormonlar üzerinde ve beyindeki iştah merkezi üzerinde değişik etkileri vardır. Kalorisi düşük olan yiyeceğin size kilo aldırmayacağını düşünmek veya yüksek olan yiyeceğin kilo aldıracağını düşünmek, insan bedenini verileni olduğu gibi alan bir makineye indirgemektir. Yiyeceklerin bedenimiz üzerinde aktiviyetle yakılıyor olmak ya da yağa dönüşüyor olmaktan daha karmaşık etkileri var. Beslenme tarzımız bazı hormonlara yağ depolama emir verdirirken, bazı hormonlar kas yapmayı tetikleyebiliyorlar. Aynı kaloriye sahip 2 farklı diyet bize farklı oranlarda kilo aldırabilir. 

Beslenmenizi kalori yerine başka kriterler üzerine oturtmalısınız. İşte kalori saymak yerine yapabilecekleriniz:

-    Yediklerinizin porsiyonunu küçültün. Daha küçük tabaklar, daha büyük su bardakları kullanın.
-    Şeker tüketimini azaltın, mümkünse tamamen bırakın. 
-    Yağ tüketiminizi azaltın. 
-    Daha fazla sebze yiyin. 
-    Günlük olarak çiğ alkali içeceklerin içilmesi asitlenme sürecini tersine çevirmek ve beslenme açısından önemlidir. Yeşil içecekleri, sebze ve meyve sularını günlük beslenmenizin bir parçası haline getirin. 
-    Asitli, kafeinli içeceklerden ve tabii ki sigaradan ve sigara içilen ortamlardan uzak durun.
-    Ekmek tüketiminizi kahvaltıyla sınırlayın. 
-    Güne kahvaltıyla değil, egzersizle başlayın. Kahvaltıyı hak edin! 
-    Her öğün öncesi, mümkün olduğunca bol yeşil salata tüketin. 
-    Açlıkla susuzluğu karıştırmayın. Acıkınca bir-iki bardak su için ve vücudunuzun ne istediğini anlamaya çalışın. Susuzluğunuzu alkol, meşrubat veya çay-kahveyle gidermeye çalışmayın.
-    Gece yatmadan 4 saat öncesinde son yiyeceğinizi yemiş olun. 
-    Besinleri sıvı haline getirinceye kadar çiğneyin. 
-    En büyük öğününüzü 12:00-14:00 arasında yiyin, çünkü bu saat aralığı bedenin en çok besine ihtiyaç duyduğu ve bedeninin en etkili çalıştığı zamandır. 
-    Güneş battıktan sonra yemek yemeyin. 
-    Kısa süreli diyetlerden uzak durun, çünkü ihtiyacınız olan belli bir süre belli oranda kilo vermek değil, sürdürülebilir bir beslenme ve yaşam tarzı değişikliğidir.
-    Bunlardan uzak durun: Bütün kızarmış yiyecekler, fast food, beyaz unlu yiyecekler, rafine şeker, rafine yağ, rafine tuz, hidrojenize bitkisel yağlar, pastane ürünleri, işlenmiş, paketlenmiş, konserve edilmiş yiyecekler ve içecekler, kahve ve çay, pastörize inek sütü, hazır dondurma, kola ve gazoz gibi gazlı ve şekerli içecekler, kırmızı et, kavrulmuş ve tuzlanmış kuru yemişler, abur cubur, tatlılar. 
-    Lifli gıdalar önemli bir arınma desteğidirler. Faydalı bakterileri besleyerek sağlıklı bir bağırsak florası oluştururlar. Suyu emerek oluşan lif kütlesi bağırsak hareketlerini uyarır ve boşaltımı kolaylaştırır. 

Eylem Yılmaz

eylemyilmaz@natur-med.com.tr 

« Tüm Haberler